28 Şubat Hikayem

Anasayfa

28 Şubat'ın Hikâyesi

#DarbeİnsanlıkSuçudur

“İnsan eşref-i mahlûkattır, çünkü Ahsen-i takvimde yaratılmıştır. Fakat zaman zaman esfel-i safilin seviyesine iner. Haksız yere can alır, zulmeder, hak-hukuk tanımaz, darbe yapar…
Darbe insanlık suçudur.
28 Şubat bir darbedir. Adına “Post-modern” de denilse, basbayağı alçak bir darbedir!
Tıpkı milli iradeye kasteden diğer tüm darbeler gibi… Tıpkı 15 Temmuz’daki gibi…

Bin yıl sürecek diye dayatılan 28 Şubat…
Tankların insanların hayalleri, gelecekleri, ruhlarını ezip geçtiği 28 Şubat…
İnsanların alevi-sünni, Kürt-Türk, sağcı-solcu diye birbirine düşürülmeye çalışılması yetmezmiş gibi, bir de “çağdaş-gerici”, “laik-antilaik” diye ayrıştırıldığı 28 Şubat…
Ekonomik ayrımcılıklarla sermayenin yerli ve milli olan kesiminin “yeşil sermaye” yaftasıyla aşağılanarak ve faizci-rantçı güruhun ise “çağdaş sermaye” övgüsüyle yükseltilerek, kayırmacılıkla sınıflandırıldığı, devasa bir ekonomik soygun sürecinin adıdır 28 Şubat…
Seçilmiş bir hükûmetin, 54. Hükûmetin Başbakanı merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın baskı ile istifaya zorlandığı, sonra “savunan adam” olarak hafızalara kazındığı dönemdir 28 Şubat…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanıyken belediyecilik hizmetleriyle halkın gönlünde taht kuran Recep Tayyip Erdoğan’ı sırf bir şiir okudu diye Pınarhisar cezaevine gönderen süreçtir 28 Şubat, “muhtar bile olamaz” diyen kibirli ve elitist zihniyetin, ellerini ovuştura ovuştura “siyasi hayatı bitti” hevesine kapılmasıdır 28 Şubat…
Milli Eğitim Bakanını protesto ettiği için Karabük’te 41 gün hapiste tutulan 14 yaşındaki Neslihan Dönmez’in gözünden dökülen yaşlardır 28 Şubat.
Çapa Tıp Fakültesi onkoloji servisine kaldırıldığında, kimliğinde başörtülü resmi olduğu için Medine Bircan Teyze’yi temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmak ve öylece ölüme terk etmektir 28 Şubat…
Aslında tarihi 80 darbesinden öncesine de dayanan kadına karşı ayrımcılığın en keskin örneklerinden birisi olan başörtüsü yasağı zulmünün ayyuka çıktığı süreçtir 28 Şubat.
İkna odalarının, Doç. Dr. Merve Kavakcı’nın tabiriyle “ruhlar için gaz odaları”nın gencecik kızların ve onları yetiştiren ailelerin hayallerini boğmaya çalıştığı zamandır 28 Şubat…
İmam hatiplilere “yarasa” diyen başbakanların, “siyasi hayatıma da mal olsa da bu kanunu geçireceğim” diyerek “8-yıllık kesintisiz eğitim” garabetiyle “imam hatipleri” kapatırken, bütün meslek liselerinin de önünü kestiği ve ülkenin başta ara eleman ihtiyacı olmak üzere işgücüne ve üretim sektörüne de çok büyük bir “darbe!” yaptığı dönemdir…
Yasaklara karşı mücadele eden gencecik kızların, delikanlıların, annelerin, babaların DGM’lerde müebbetle, idamla yargılandığı dönemdir 28 Şubat…
Ahmet Kaya’nın Kürtçe şarkıların yer alacağı bir kaset çıkarmak istediğini söylediği için linçe maruz kalmasıdır 28 Şubat…
“Baba” lakaplı Cumhurbaşkanın “başörtülüler gitsin Suudi Arabistan’da okusun” diyebildiği ve “baba” lakabından ziyade “Morrison” lakabının hakkını verdiği dönemdir 28 Şubat…
14 yaşındaki Yakup Köse’nin gençliğinin, sadece Refah Partisi mitingine katıldığı için adını bile bilmediği bir örgüte üyelikten hapishanede çürütülmesidir 28 Şubat…
15 Temmuz hain darbe girişiminin mimarı FETÖ’nün Allah’ın ayetine “füruat” dediği dönemdir.
Seçilmiş bir kadın milletvekiline, ailesine ve ona oy verenlere başbakan tarafından had bildirilmesi, had bildirmenin medya, siyaset ve yargı tarafından da icra edilmesidir
Aynı milletvekiline dönemin Cumhurbaşkanının elinde tek bir delil olmadığı halde hiç yüzü kızarmadan “ajan provokatör” diyebilmesidir
17 Ağustos depremi sonrası bölgeye yardım götürmek isteyenlere dahi ayrımcılık yapılması, muhafazakâr insanların yardımlarının gasp edilmesi demektir… Dönemin hükûmetinin, had bildirmeye kalkan başbakanın deprem bölgesine günlerce ulaşamaması demektir.
Koskoca bir cumhurbaşkanının, özel davet düzenlediğinde davete geleceklerin eşlerinin kılık kıyafetini yüzü kızarmadan gözetlemesidir 28 Şubat…
Vatansever askerlerin özel hayatlarının gözetlendiği ve didik didik edildiği, eşlerin askeri lojmana bagajda girmek zorunda kaldığı dönemdir.
Yolsuzlukların, ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkların hâkim olduğu ve PKK ile yıllardır yapılan mücadelede bir arpa boyu bile ilerlenememiş bir Türkiye’de, MGK’nın bir numaralı tehdit ve düşman olarak PKK terörünü falan değil “irtica”yı belirlemiş olmasıdır.
Uluslararası alanda “aciz” görünen bir Türkiye demektir 28 Şubat, dış borç demektir…
Yargıtay başsavcılarının kapatma davası iddianamesinde milletin teveccühüne mazhar olmuş bir siyasi parti için “metastaz yapmış habis bir ur” diyebildikleri, hukukun kendisinin değil “dilinin” bile mumla arandığı kapkaranlık bir zamandır…
Bugünden 21 yıl öncesine bakıldığında, 28 Şubat on yıllarca bu güzel topraklarda hâkim olan, milletin hizmetkârı değil millete tepeden bakan ceberut devlet anlayışının son çırpınışlarıdır.
28 Şubat 2018 itibarıyla “28 Şubat 1997” ceberut devlet anlayışının yerini milletin hizmetkârı olmaktan şeref duyan bir anlayışına terk etmiş olması demek.
Bugünden geriye bakıldığında, “28 Şubat” demek milli iradenin önünde hiçbir engelin duramayacağının ispatı, milletin iradesinin tankların gücünü yenebildiği, nesillerce devam edegelmiş ayrımcılıkların bile tarihin karanlık sayfalarına gömülebilmesi demektir
Dünya 5’den büyüktür diyerek sadece kendi ülkesinin değil bütün dünya mazlumlarının sesi olan bir liderin arkasında milletin kenetlenmesi ve 15 Temmuz’da yaptığı gibi yekvücut olarak hareket etmesidir. Hayal bile edilemeyen günlerin gelmiş olması ve daha güzellerinin gelecek olması demektir. Bugünden geriye bakıldığında 28 Şubat 1000 yıl sürecek zannedilen zulmü sona erdiren duaların kabul edilmiş olması demektir… Nihayetinde, zulm ile abad olunamayacağı ve eninde sonunda elbet hakkın galip gelip batılın zail olması demektir…”

Dr. Ravza KAVAKCI KAN
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş

Facebook
Google+
Twitter
LinkedIn